Bu gadget'ta bir hata oluştu

10 Nisan 2011 Pazar

Akademi Ödülleri üzerine cevaplar

Olumsuz yönde eleştiriler geldi,açıklama gereği duydum.Neymiş efendim oskar ödüllerinden çok bahsediyormuşum da,her filme başlarken önce aldığı ödüllerden başlıyormuşum.Evet öyle yapıyorum çünkü o odül çoğu zaman geçerli bir kriterdir.Yoksa ben de biliyorum milyon dolarları olan güzel adam ve kadınların kırmızı halıda ne giydiğine bakan bir kısım insanın hayata bakışlarının ne kadar düz olduğunu.Bu kıvrımsız beyinler aynı zamanda oskar gecesinde Ntv'ye çıkıp,ordan atıyorum Nicole Kidman geçerken,Nicole'ın elbisesini pek beğenmedim,bence ayakkabıları da saçına uymamış gibi yorumlar yaparlar sanki Nicole Kidman'la her hafta sonu bowling oynamaya gidip bira içiyorlarmışcasına ön adını kullanarak.Çok fazla ünlünün olduğu canlı yayınlanan bir magazin programı gibi olduğunu tabi ki biliyorum.O kırmızı halı geçiti denen iş kendi aralarındaki bir şıklık yarışıdır ki bizi de ilgilendirmez kanımca,hatta üzerimize vazife de değildir o insanların ne giydiği,tıpki bizim ne giydiğimizin onları ilgilendirmediği gibi.Evet duyar gibiyim,onlar bizim ne giydiğimiz ne görcek be yaaaa,dediğinizi bazılarınızın.Herşeyi de açıklattırmayın.Ne demek istediğimi biliyorsunuz.

Ben de karşıyım Amerikanın girdiği savaşlarda,psikolojik olarak yaklaşılan askerler üzerinden mağdur gibi gösterildiği filmlerin yüceltilmesine.Bunun en iyi örneği 2009 yılının en iyi film dalında oskarı alan The Hurt Locker.

Bu ödülü Anti-amerikan bir görüşle eleştirmeyi,toplumsal ve psikolojik etkileri bakımından yerden yere vurmayı da anlayışla karşılarım ancaaaak 1999 yılında neden en iyi film ödülü Fight Club'a değilde American Beauty'ye verildi diye bu organizasyonu yok saymak da akıl karı değil.Nasıl olurda 1994 yılında Esaretin Bedeli dururken Forrest Gumb ödülü alır veya ''Inception çok iyi filmdi abi nası o almaz ödülü'' demek biraz zoraki bir eleştiri olur.Nihayetinde film dediğin şey bir sanat icrasıdır ve çok fazla değerlendirme kriteri vardır.İşin daha önemli kısmı kişilere verdiği haz da değişebilir.''Zevkler ve renkler tartışılmaz abi'' gibi dümdüz bir yorum yapmayacağım.Tabi ki tartışılır ancak bir noktaya kadar.Sanat eserleri kalite bakımından işin ehli insanlar tarafından tartışılabilir elbette.Sakın kimse bana Demet Akalın denen kişinin yaptığı müzikle Chopin'in müziğini kıyaslayamayız,herkesin bir zevki vardır demesin,kalbini kırarım.Edebiyatta da aynı şekilde,benim yazdığım ve gün yüzüne henüz çıkarmadığım bir çok denemem ile Albert Camus'un denemelerini kıyaslayabilir miyim hiç? Olcak iş değil.Neticede bir kalite farkı vardır.Ancak o aşama geçildikten sonra işin zevk kısmına gelir dayanır iş.Yani belli bir kaliteden sonra başlar subjektif bakış açısı.Yanlış anlaşılamak istemem oskar ödüllerini veya amerikan film endüstrisinin üstünlüğünü savunmuyorum.Ancak şunu söylüyorum,kendi beğeninizi genel geçer bir kanun gibi görmek düpe düz aptallıktır.Ben de bu blogda bazı filmleri yerin dibine sokuyorum zaman zaman ama bu filmi nasıl bu kadar insan beğeniyor,bu nasıl bir zevkdir,böyle şey mi olur kim sever bu filmi gibi sözlerin gerçekten iler tutar yanı yok.Bunların hepsinin benim beğenim hakkında olduğunu baştan söyledim.Biri çıkıpta bu filmi beğendim derse ona saygı duyarım.Aynı şekilde beğenmedim diyene de.

Ekleyim,ben American Beauty'yi Fight Club'a tercih ederim.Ben onu daha çok beğendim.Aksini idda eder çoğunluk,olabilir.Ancak bu çoğunluk içinde Fight Club tehlikeli film insanları baş kaldırmaya teşvik ediyor,o yüzden oskarı American Beauty'ye verdiler diyen varsa baştan söyleyim yanılıyorlar.Çünkü Fight Club'da sunulun bütün ütopya,halkın sol kesimine inceden inceye verilen uyuşturucudur.Bir işe yaramadığı gibi insanların aktivist tavırlarını da kurutur.Eylem'e değil,düşündüğünüzü gördüğünüzden dolayı,oturup hayal kurmaya teşvik eder.Tıpkı şu an insanların Facebook gibi sitelerde bişeyleri eleştirince gerçekten bir tavır koymuş gibi hissetmesinden kaynaklanan uyuşukluğu ve görevini yapmış demokratik insanın huzurlu haline kavuşması gibi.Daha uzun sosyolojik bir inceleme yapmak lazım tabi ama yeri değil.Bu konudaki görüşüm de böyle.Ancak bunların hiç biri Fight Club'ın izlediğim en iyi filmlerden biri olduğu gerçeğini değiştimeyecek.

Sadece bunu açıklamak istedim.Tam da anlatamadım derdimi ama tam anlatsaydım zaten o kadar uzun bir yazıyı kimse okumazdı.Böyle iyi.Yeter.İşimize bakalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder